Posted by yurda on Temmuz 29th, 2010
Rimel ve kirpik bakımı hakkında biraz konuşalım. Rimel makyajımızın tamamlayıcısı niteliği taşımakta. Bayanlarımız da buna çok önem vermekte çünkü uzun, kıvrımlı ve gür kirpiklere sahip olmak her bayanın hayali. Eskiden daha gür kirpiklere sahip olabilmek için değişik yağlar kullanılırmış. Artık daha pratik yömtemlerle istediğimiz gür ve uzun kirpiklere sahip olmamız mümkün.
Sağlıklı kirpiklere sahip olabilmeniz için gecde yatmadan önce makyajınızı temizlemeniz gerekiyor. Kaş tarayıcıyle kirpiklerinizi hafifçe tarayın ve daha düzgü görünmesini sağlayın.
Rimel öncesi kirpiklerinize destekte bulunun ve kirpik kıvırıcı kullanmayı ihmal etmeyin. Bunu uygularken diplerden yapmanız daha iyi sonuç verecektir ancak kesinlikle kirpiklerinizde rimel varken bunu denemeyin. Çünkü rimel olduğu zaman kirpiklerinizi kıvırmaya çalışmanız onların kırılarak kopmasına sebep olacaktır.
Maskaranızı rimel sürmeden öncde silin. Sonrasında kirpik kıvırıcı ve tek kat rimeli uygulayın. Bu yetersiz gelirse rimeliniz kurumadan 2. katı da uygulayın. Yapışma olması durumunda ise, kurumasını bekleyin ve sonra kaş tarağıyla kirpiklerinizi birbirinden ayırın.
Kullandığınız maskaranın kaliteli olmasına özen gösterin. Dolgun gösteren bir çok maskara çeşitinin olmasının yanı sıra, kirpik eklemeli ürünler de son zamanların en çok tercih edilen maskara çeşitleri haline geldi.
Gözleriniz yorulduysa ve iyi bir dinlenmeye ihtiyacı varsa vereceğim ufak ipuçları sayesinde bu olumsuz durumun oluşturduğu etkilerden kurtulmanız mümkün.
Ten renginizden daha açık tonda bir fondöteni göz altı torbalarınız için kullanabilirsiniz. Parmak uçlarınızı kullanarak bunu uygulamanız daha etkili sonuç doğuracaktır.
Kan akışının yetersiz olduğu noktalarda gözler altında siyahlıklar oluşabilmektedir. Bundan kurtulmanın yolu ise basit. Uygun bir jel yarıdmıyla gözlerinizin altına uygulayacağınız masaj son derece etkili olacaktır.
Posted by yurda on Temmuz 19th, 2010
Göğüs diyince bütün bayanların bu konuda ne kadar hassas oldukları akla geliyor. Bayanların hemen hemen hepsi dik, dolgun ve daha büüyk göğüslere sahip olmak isterler. Sonuçta bir bayanın en dikkat çeken bölgelerinden birisi göğüsleridir. Dişiliklerini simgeleyen bu organ, onlar için son derece önem taşımaktadır.

Tabi kişilerin yaşlarına da bağlı olarak, göğüs bölgelerinde çeşitli sarkmalar meydana gelir. Bu da bayanlar için son derece olumsuz bir durumdur. Genelde bayanlarımız bu durumdan kurtulabilmek için kozmetik ürünlere başvurmaktadır. Elbette kozmetik ürünlerin bu anlamdaki desteği ve yararı yadsınamaz ancak kesinlikle yeterli çözüm olmayacaktır. Bayanlarımız bazıları da çok sorun haline getirdikleri sürece bıçak altına yatmayı göze alabilmektedirler. Bu da gösteriyor ki bu konu bayanlarımız için kesinlikle çok önemli.
Tercih edeceğiniz en sağlam yol ise göğüs egzersizleri yapmanızdır. Bu egzersiz hareketler sayesinde istediğiniz göğüslere kavuşabilmeniz zor değil. Yapılacaklar arasında ilk sırada plates sporu geliyor. Esneyebilmeniz ve kaslarınızı rahatlatabilmeniz açısından son derece gerekli bir spor bu. Göğüslerinizi dikleştirebilmeniz ve dolgunlaştırabilmeniz açısından yapacağınız hareketlerden birisi şınav çekmek olacaktır. Kendinizi aşırı yormamanız açısından yavaş bir şekilde başlamanızı tavsiye ederim. Kollarınızı ilk günler fazla zorlamayın ancak, ilerleyen günlerde gerginleştirerek şınav çekmeye başlayabilirsiniz.
Bu hareketleri ve plates sporunu uyguladığınız taktirde göğüslerinizde gözle görülür bir dikleşme ve diri kalma durumu oluşacaktır. Aşırı boyutta sarkma söz konusu ise egzersiz belki yetersiz kalacaktır. Bu durumda estetik ameliyata başvurabilirsiniz.
Posted by yurda on Temmuz 14th, 2010
Genelde yüzümüze renk katabilmek adına allık kullanırız. Bayanları en tatlı gösteren özelliklerden birisidir allık. Çevresel faktörler ve ya günün yorgunluğu soluk bir yüzü de beraberinde getirir. Allık, genel anlamda bunun için önerilir. Allık cildin doğal pembesine gelmesini sağlar. 
Ancak allık seçiminde bazı hususlara dikkat etmemiz gerekir. Cildimizde doğal ve hoş bir görünüm sağlayabilmemiz adına allık öncesi fondöten kullanmamız gerekir. Ancak fondöten ile allığın uyum içerisinde olması şarttır. Sıvı bir fondöten kullanacaksanız, sıvı ve ya kremsi bir allık tercih ederek uyumlu bir ten rengine sahip olabilirsiniz.
Bir de allık kullanımında dikkat edilecek konu allık fırçasının nasıl olması gerektiği konusudur. Buna çoğu bayan dikkat etmez ancak allık fırçasının en olmazsa olmaz özelliği diğer fırçalardan daha büyük ve geniş bir yapıya sahip olmasıdır.
Allık kullanımına başlamadan önce mutlaka temiz bir fırça almış olmamız gerekir. Fırçamızda önceden kalma makyaj kalıntılarının olmaması şarttır. TEmiz bir fırça kullandığınız allığın kalitesini de ortaya çıkaracaktır. Tam tersi bir durumda yüzünüzde iki ürün karışacak ve bir dalgalanma meydana gelecektir. TAbi bir de belirli renklere göre allığınızı ayarlamanız gerekmektedir.
Genel olarak yüzün iç kısmından dış kısmına doğru hafif darbelerle yüze allık uygulanır. Dairesel ve yumuşak hareketler allığı gösteren en belirgin uygulama yöntemidir. Yüzümüze uygularken bir kısmı daha koyu, bir kısmı ise daha açık bırakmalıyız. Ayrıca kan dolaşımınızı da hızlandırmak yine bu dairesel hareketler sırasında sağlanmaktadır. Yüzünüzdeki doğal canlılık bu fırça darbeleri ve allığın getirdiği tatlı görsellik sayesinde olmaktadır.
Posted by yurda on Temmuz 12th, 2010
Hemen hemen herkes yemek sonrası mide yanması, ekşimesi ve şişkinlik gibi sıkıntılarla karşılaşabilmektedir. Yaşa bağlı olarak da ileriki dönemlerde mide ağrıları vb şikayetler artabilmektedir. Her ne kadar geçer diye düşünsek de bu ağrılar önemsenmelidir çünkü mide kanserine yol açabilirler.
Genel olarak yemek sonrası başlayan mide ağrısının sebebi ülserdir. Ülser oniki parmak bağırsağında olabilmektedir. Mide asidini artıracak yiyecekler yemeniz de ülseri ortaa çıkaran bir nedendir. Bu sebeple beslenme alışkanlıklarımıza dikkat etmemiz gerekmektedir.
Yemekten sonra mide ağrısıyla karşılaşan kişiler genelde yemek yemekten korkar hale gelirler. Bazen bir sebep de bağırsak bölgesine açılan kan damarlarının tıkanması durumudur. Kalp damar tıkanıklığı gibi bir rahatsızlıktır bu da. Yemek yeme sırasında bağırsak bölgesi daha çok kana ihtiyaç duyar. Kan basıncı artar ancak yeterli kanı sağlayamadığı için böyle bir ağrıyı ortaya çıkarır. Kolestrolü yüksek ve sifara kullanan kişilerde bu durumun olması olasılığı çok daha yüksektir.
Mide ağrısının bir sebebi de, son derece kötü ve üzücü olan mide kanseridir. Çok sık görülmese de hala benzer örnekleri günümüzde vardır. Hatta bu rahatsızlığın mide borusuna yakın bir bölgede görülen cinsine biraz daha fazla rastlanmaktadır. Mide ve oniki parmak bbağırsağının iyice incelenmesi ve endoskopi gerekmektedir.
Posted by yurda on Temmuz 8th, 2010
Obeziteye doğru giden aşırı kilo alma durumu, kişiler için büyük sorun oluşturmakta. Bunun önüne geçilebilecek yöntemlerden birisi de mideye kelepçe taktırma yöntemi. Bunu şimdi daha ayrıntılı inceleyelim.
Gastrik band adı verilen mide kelepçesi, mideyle yemek borusunun birleştiği noktanın biraz altından bir bant yardımıyla mide geçişinin daraltılması işlemidir. Ancak ideal kilonuzun en aşağı 40 kilo üzerinde olmanız gerekiyor ki mide kelepçesi ameliyat uygulanabilsin. Bir yıl içerisinde kilolarınızın %50 si kadarını rahatlıkla verebiliyorsunuz. 5 yıl kadar takılı olan mide kelepçesi fazla kilolarınızın tamamını ortadan kaldırıyor. Midenizi bir kum saati gibi ikiye bölen mide kelepçesi doyma hissini sağlar ve midenizin üst kısmı çabuk dolacağından az yeme hissine sahip olursunuz. 
Ancak mide kelepçesinin çeşitli riskleri de mevcut. Ameliyat sonrası çeşitli rahatsızlıklar oluşması durumu vardır. Hastalar en az bir kere ameliyat sonrası istifra etmektedir. Bu ise midemizi hızlı yemek yemeye alıştırdığımızdan kaynaklanmaktadır.
Zaman içerisinde yavaş yavaş ve sindirerek yemek yemeyi bu kelepçe sayesinde öğrenmiş olacaksınız. Mide kelepçesi takıldıktan sonra, kişiler istedikleri gibi yeme düşüncesine kapılmamalılar. Zaten ameliyat sonrasında doktorunuz size mutlaka bir diyet hazırlayacaktır. Çok katı ve zor sindirilen gıdalar ilk haftalarda sakıncalıdır. Aşırı yağ alımı elbette ki mümkün olmayacaktır. Doktorunuzun size öngördüğü şekilde bir alım söz konusudur. Ameliyat sonrası 24- 48 saat arası bir zaman diliminde hasta hastahanede kalmalıdır. !-2 haftalık bir dinlenme süreci sonrasında hasta normal yaşantısına devam edebilmektedir.